Günlük Yaşamda Retro Kullanmak

Bu sene hem Işık Üniversitesinde hem de Maltepe Üniversitesinde Bilgisayar Bilimleri ile ilgili Bilgisayar Yüksek Mühendisi olarak tam 6 ders vereceğim. kısaca bilgisayar bilimlerinde uzmanım. bunu söylememin sebebi kendimi övmek veya lanse etmek değil burada anlatmaya çalışacağım amacımı sizlerle paylaşırken konunun uzmanı olduğumu bilmenizi istemem. Açıkçası Retro bilgisayarları günlük yaşamıma ne kadar daha fazla dahil edebilirim bunu hesap ediyorum uzun süredir. ihtiyacım olmayan teknolojiye para yatırmayı hiç doğru bulmadım. konuyu çok uzatmayacağım günlük yaşantınızda Retro Bilgisayarlarınızı aktif olarak ne kadar ve nasıl kullanabiliyorsunuz? benim açımdan mobil çözümüm yoktu bugün itibariyle Fatih Çavuş dostumun desteğiyle Amstrad NC 200’e kavuştum. artık mobil durumdayken de retro kullanmayı düşünüyorum. sizlere planımı ama çoğu zaman tembellikten yapamadığım ama NC 200 sayesinde yapmamın daha kolay olduğu sistemi yazayım. siz de günlük yaşamınızda kullanıyor musunuz veya ne kadar kullanmayı amaçlıyorsunuz lütfen yazın.

Pratikte Amstrad CPC üstünde RSF3 ve V9990 ekran kartı ile birincil işletim sistemim SYMBOS. şu anda kendisi müzik merkezim olmuş durumda. MP3’leri FM Radyo kanallarını ve internet radyolarını sadece bu Amstrad CPC üstünden 4+1 kolonda dinliyorum. müzik ihtiyacımı evimde Amstrad CPC ile karşılıyorum. aynı zamanda SID player özeliği olduğundan Amstrad CPC üzerinde sevdiğim SID müzikleride dinliyorum. şu anda tamamen bir medya center. V9990 ekran kartını aktif olarak kullanmaya başladığımda neler olacak tahmin edemiyorum. o zaman bu postu güncellerim.

Amstrad PCW’de yazı yazıyorum lakin istediğim uIDE8 ve uRTC8 gelmediği için çok aktif değil bir de ilham gelince değil planlı yazılarda kullanıyorum ama her zaman değil. fakat uIDE8 ile uRTC8’den sonra her zaman kullanmayı planladım. yazıların nokta vuruşlu yazıcımdan bir kopyasını almak lazer yazıcıdan çok daha büyük keyif veriyor.

Amstrad NC 200 (bu çok büyük uğraşlardan sonraki planım) ile mobil yazı, günlük tutma, adres defteri kaydı olarak kullanmayı planlıyorum. kısaca birden fazla defter taşımak yerine sadece NC 200 taşımak. ama bu ancak sırt çantası aldığım zamanlarda olacak. veya notebook taşırken 2. notebook olacak. Amstrad NC 100 maalesef bu kadar donanımlı değildi. Amstrad NC 100’den sonra Amstrad NC 200 harika geldi açıkcası. yalnız sırt çantası almadığımda maalesef Amstrad NC 200’ü veya Amstrad NC 100’ü taşımam oldukça zor. Notebook aldığımda taşınabilir…

ve son olarak Amstrad NC 200 ve Amstrad PCW maalesef türkçe karakter içermiyor aynı zamanda yazıları editlemek gerekiyor. bunun içinse şu anda yapım aşamasında olan WB 3.9’lu Amiga sistemimi kullanacağım fakat bunun için türkçe font olan bir kelime işlemci bulmam gerekecek. Amiga sistemimse Tower Kasa Amiga 500 (1MB Chip RAM) + piStorm + RGB2HDMI + Gotek + 3’5” FDD + 5’25” FDD + CDROM + 2 LCD Ekran + PS2 Mouse ve PS2 Klavye…

bugüne kadar 7 kitap yazdım 8. si ise 2023 yılında çıkacak birçok dergi yazısı, akademik makale vs. saymıyorum. bunları söylememin sebebi yazı yazmamın benim için ne kadar önemli olduğudur. benim amacım çok sevdiğim Amstrad CPC/PCW/NC serilerini aktif kullanmak ama onların yetmediği yerde Amiga türkçe font desteği ile yazılarımı ve kitaplarımı editlemek için bir destek olacak.

son olarak bu keyfi yaşadıktan sonra ise hepsi PC’ye geçecek ve oradan sunucumda yedeklenecek her ihtimale karşı…

siz aktif olarak günlük yaşamınızda kullanıyor musunuz veya kullanmak için çaba sarfediyor musunuz bunu merak etmekteyim. paylaşırsanız sevinirim.
bu arada harika bir Commodore 64 sistemim var ama sadece mutlu oluyorum ona bakmakla SID müziği dinlemek için nadiren bir iki oyun açmak dışında hiçbir işime yaramıyor çünkü Commodore’cu değilim. Not olarak söylemek isterim ki oyun oynamayı da sevmiyorum  sadece oyunlara bir iki bakıp kapatıyorum. donanım özelliklerini arttırmak ve günlük yaşama Amstrad CPC/PCW/NC serisini adapte etmeye çalışmak keyif veriyor. ayrıca Amstrad ile yapamadığım türkçe font gibi özel işleri Amigamla yapmaya çalışmak ve son olarak PC’de son haline bakıp finalize edip serverımda depolamak…

Amstrad NC 100 ve NC 200 Projelerim

Planladığım NC Serisi Donanım Projeleri
————————————
Amstrad NC 200:
-NC 200 dahili 3’5” disket sürücü yerine GOTEK takmak
-farklı PCMCIA girişi için 3D printer baskısı alıp 32 MB depolama kartı takmak
-en az 4 adet 18650 pil ve şarj devresi ile USB’den şarjlı mekanizma entegre etmek ve normal girişi USB’ye çevirerek doğrudan USB’den çalışmasını sağlamak

Amstrad NC 100:
-WiFi Seri Modem takmak
-Seri kablo yapıp PC’ye aktarım sağlamak
-en az 2 adet 18650 pil ve şarj devresi ile USB’den şarjlı mekanizma entegre etmek ve normal girişi USB’ye çevirerek doğrudan USB’den çalışmasını sağlamak
-LCD ekran el veriyorsa RGB Led takıp reosta kontrol ile renkli aydınlatma sağlamak

Not:
Amstrad NC 200’de NC 100’den farklı olarak Paralel portta var. bu port ile basit ne yapabilirim bulamadım önerileriniz varsa yazabilirsiniz. bunlar hemen olmayacak elimde birçok retro Amstrad CPC/PCW/NC projesi var zaman buldukça yapıyorum. ama buraya not düştüm. başka önerilere açığım.

Not2:
NC 100 ve NC 200 özellikle NC 200’ü gündelik yaşamda kullanmak için önerilerinizi de bekliyorum. pratikte mümkün olmasa da teoride mümkün en azından taşınabilir harika bir yazı aracı kesinlikle. tahminimce seri portla diğer donanımlarla konuşabilecek bir çok proje yapılabilir. aklıma gelen Raspberry Pi Zero ile seri iletişime sokmak elimde com port çeviricide var. piZero üstünde bir yazılımla (Python dili ve Raspberry Pi üzerinde Python ile programlama yapabilirim) diğer donanımlarda bağlanarak birçok şey yapılabilir. seri haberleşme ile yapılmayacak şey yok diye düşünüyorum. lakin paralel port hiç programlamadım ve ne yapılır seri port kullanırken aklıma gelmedi. paralel portu USB’ye çevirmek mümkün olur mu bilmiyorum ama belki o zaman birşeyler yapılabilir fakat bu seferde driver yazmak gerekir kullanılacak donanım için. önerilere açık. bu listedekileri de en kötü 1 sene de ancak yaparım sanırım.

Saat Tutkum

Saat tutkum 2006 yılında ortaya çıktı. o zamana kadar sadece lise yıllarında saat takmıştım. 2006 yılında rahmetli dedem Emekli Astsubay Kore Gazisi Avukat Turgut Kayalı’nın Longines saatini takmıştım. ve bir swiss made saatle ilk defa tanışmıştım. verdiği hissiyat inanılmaz güzeldi. benim lise yıllarımda seiko kinetic bir saatim vardı. pilsiz çalışması beni çok etkiliyordu. ama japon bir saat ile isviçre yapımı saat arasında büyük bir fark olduğunu anladım. daha sonra 2013 yılında tutkumu yaşamaya karar verdim. Emekli İngilizce Öğretmeni Annem Şükriye Kayalı bana bir Bulova saat hediye etti. Marinestar serisi olması ve 200 metre su geçirmez olması oldukça etkileyiciydi. bir Amerikan saat markası Bulova’nın tarihi de oldukça eskiydi. araştırdıkça kendimi saatin büyüsüne kaptırdım. ardından fossil marka bir saat aldım. zaman içinde sattıklarımda oldu. satışlarımın amacı yeni bir saat almak içindi. lise yıllarımda kullandığım seiko kinetic saati 20 yıl sonra 2020 senesinde 600tl gibi bir paraya sattım. o gün anladım ki kaliteli bir saat her zaman para ediyor. ama kalitesiz bir saat asla ve asla para etmez. Şu anda elimde küçük bir saat koleksiyonum var.

  • Vintage Longines Saat
  • Bulova Marinestar Saat
  • Diesel Saat
  • Seiko 5 Otomatik Saat
  • Vialux Swiss Made Kurmalı Saat
  • Jupiter Swiss Made Kurmalı Saat
  • Slava Kurmalı Saat (Özel Kadran Kişiselleştirm Yapıldı ve Bana Özel bir Kadranı var)
  • Casio G-Shock Saat

Benim saat konusunda stoğum 8 taneyi geçmemek üzerine kurulu. eğer yeni bir saat almak istersem elimdeki saatlerden en az 1 en fazla 2 tanesini satarak üstüne para ekledikten sonra yeni bir saat alırım açıkcası. 8 saat bile sıradan bir saat sever için oldukça fazla olabileceğini düşünüyorum. saatlerle bütünleşmekten yanayım. Ama elimdeki saatleri çok sevdiğim için 8 saatten daha azıyla da yetinemiyorum. uzun süre saat almayı düşünmüyorum fakat eğer saat alırsam koleksiyonuma büyük ihtimal otomatik bir Swiss made saat katarım. Longines, Zenith veya Omega markalarından birinin otomatik makinesi beni mutlu edecektir. 2022 itibariyle sıfırları 35 bin TL bandında. şu anda oldukça yüksek ve saatlerimle mutlu olduğuma seviniyorum. ama dediğim gibi saatlerimin bir veya ikisinden sıkıldığımda satıp üstüne para ekleyip bir otomatik swiss made saat alırım. saat hobisinin güzelliği dediğim gibi burada çünkü iyi saat her zaman para eder. bu arada bir tavsiye de asla moda markalarının saatlerinden almayın. saat, saat markası olan üreticilerin saatlerinden alınır. moda markaları yan ürün olara fason üretip saatleri sunmakta. tabi ki istisna olabilir ama ben saat markasından elzem bir durum olmadıkça şaşmam asla…

bu arada söylemeyi unuttuğum bir konu bir de 9. saatim olması. bu oldukça önemli çünkü 9. saatim Swiss Made bir cep saati. köstekli bir cep saati edinmemin sebebi kotların iç cebinin bu saatler için tasarlanması. ikinci sebep ise takım elbise veya yarı klasik ceket ile oldukça şık durması. cep saati hobisine yeni başladım hatta bugün başladım. bugün kargoya verildi. Swiss Made cep saatim pilli bir mekanizmaya sahip. cep saatinde birden fazla saat edinmeyi düşünmüyorum fakat eğer edinirsem ileride bir Longines kurmalı cep saati edinirim. sanırım Longines markasının hayranlarından biriyim. fakat Swiss Made bir saate de hayır demem. saat hobisinde nasıl bir saatle karşılaşacağınız belli olmadığı için kesin konuşmamak gerekir.

herkese saatleriyle bol eğlenceler. akıllı saatlere karşıyım. şarj edilebilen bir saat olamaz. kol hareketi ile yani otomatik veya kurmalı bir saat pilsiz sonsuza kadar (bakım zamanı gelene kadar) giderken şarj edilen saat hiç mantıklı değil. ayrıca saatin ruhuna aykırı. akıllı saat kullanıp saate bakacağınıza telefonunuzdan bakmanızı tavsiye ederim. ve moda markası değil bir saat markasının saatinden kolunuza takın mümkünse swiss made olsun ve ondan sonra karar verin.

son sözlerim ise bir gün eğer inanılmaz param olursa Turkiya Made bir saat markası oluşturmayı denerim. yaparım yapmam bilmem ama yeterince param olsaydı sadece hobi amaçlı bile denerdim.

Bilgisayar Sistemim

Bilgisayar Sistemlerimi Kısaca Özetleyeceğim. Güncelleme oldukça bu postu editleyeceğim.

Ana Sistem: 4’lü PS2 Klavye, Mouse KVM switch, 2. ekranlar için 4’lü VGA Switch. HDMI çıkışların hepsi VGA’ya dönüştürüldü.
Bağlı olan Bilgisayarlar:
-PC (Depolama ve Client için Kullanılıyor) Toplamda 10 Harddisk 1 SSD var üstünde kendi yaptığı özel aparatla diğer 8 harddisk ek PSU ile açılıp kapanıyor. Tüm harddiskler Mirroring durumda. (2. Ekranda kullanıyor)

-MAC Mini (Sadece ufak tefek geliştirmeler için kullanılıyor) (PS2 Klavye ve Mouse dönüştrücü ile KVM’ye bağlı) (2. Ekran da kullanıyor)

-Amstrad CPC 6128 + RSF3 + V9990 (Sadece PS2 Klavye kullanmıyor onun dışında tüm KVM hattına bağlı) (2. Ekran da kullanıyor)

-Amiga 500 piStorm + RGB2HDMI + IDE + Ethernet + CDROM (PS2 Klavye, Mouse) (2. Ekranda kullanıyor)


SERVER – 192GB RAM, 24 CPU, GeForce GT1030 (Yapay Zeka Uygulamalarındaki yeterli CUDA çekirdeğini sağlamaktadır), 4 adet 2TB Server Harddisk. Tüm Sistem Remote Kullanılmaktadır.

Notebook’lar:
-Packard Bell 10 senelik bu notebook halen tüm işimi görüyor 16GB RAM Geforce630M aslında temel ofis işlemleri ve Discord, Zoom gibi mesajlaşma programları için kullanıyorum. tüm işlemlerimi Remote Desktop ile Server’ıma bağlanarak yapıyorum.

-ASUS 10 senelik 2. laptopum acil durumlar için yedek duruyor ilk notebook’tan teknik olarak kötü ama Remote Desktop yapmak için yeterli

-Asus Netbook – Amatör Telsiz uygulamalarında kullandığım 2GB Ram’li dokunmatik ekranlı bir netbook

-Core2Duo Casper Notebook – Retro makinelerin tüm emülatörleri Batocera ile üstünde yüklü ve Batocera ile açılıyor. sadece Retro oyun makinesi


Diğer Kurulu Retro Sistemlerim:
Commodore 64 Sistemim – pi1541, 1531, 1541, 1571, C64 Wifi Modem
Amstrad CPC 464 Sistemim – M4Wifi, ZMEM, USIFACII, MX4 Board
Amstrad PCW8256 Sistemim – 512K RAM Upgrade, GOTEK, uIDE8, uRTC8, PCWIO (Yapım Aşamasında)


Eklemeyi Planladıklarım:
Amstrad CPC 6128 üstüne yeni yapılacak FDC kontrolcüyle External 3” driver, 3’5” driver, 5’25” driver, 8” driver, gotek

Öğretim Görevlisi olarak Işık Üniversitesi ve Maltepe Üniversitesindeyim

Bu dönem Öğretim Görevlisi olarak hem Maltepe Üniversitesinde hem de Işık Üniversitesinde dersler veriyor olacağım. Benim için harika bir deneyim olacak aynı zamanda yüksek lisansımıda sonunda bu arada bitiriyor olacağım. Maltepe Üniversitesi eğitim hayatıma başladığım üniversite Işık Üniversitesi ise benim için bir sevda olan Şile’de bulunan harika bir üniversite. bu iki üniversitede ders veriyor olmak deneyimin yanında büyük bir keyif sağlayacak.

Analog Fotoğrafçılıkla ilgili -2

Analog Fotoğrafçılıkla ilgili ilk yazımı aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz;

Analog Fotoğrafçılık ve Aklıma ilk gelen Sorular

ilk yazımdaki aynı soruma başka fotoğrafçı arkadaşım bir cevap daha vermiş. bu cevabı da analog fotoğrafçılığa katkısı bulunması açısından yazıyorum. Arkadaşımın ismi “Osman Selçuk Güngör”.

Elinizdeki Olympos otomatik olduğu için size pek birşey kazandırmaz, şöyle ki karanlık oda baskısı fotoğraf çekmek ile aynı şeydir aslında, orada da kartın iso değeri var, pozlama ve diyafram değerleri ile baskı yapıyorsunuz. Önce dedenizden kalma makineyi kullanırsanız, perde hızı, iso ve diyafram arasındaki ilişkiyi anlar ve karanlık odada daha başarılı olursunuz.

Bir de Zenith daha çok işinize yarayacaktır, eski ama Leotax’a göre daha moderndir. Basılan fotoğrafları kurutma sandığınız gibi özel bir yöntem değil, sadece asıyorsunuz ve kuruyor, makineden çıkan çamaşır gibi 😃

Osman Selçuk Güngör dostuma verdiği cevaplar için teşekkür ederim…

Sony PSP ile Retro Oyun ve Emulatörler

geçtiğimiz günlerde bir PSP 1004 aldım maalesef bataryası ve hafıza kartı yoktu. ama diğer PSP cihazlara göre uygun fiyatlıydı. Sıfır bir batarya aldım aynı zamanda çift micro SD kart takılan hafıza kartı adaptörü aldım. 2 tane 64 GB takarak PSP üstünde 128 GB gördüm. Artık PSP’de başlı başına bir retro cihaz. Nintendo DS Lite, Sega Game Gear cihazlarımla birlikte PSP cihazı tam bir retro el konsol sistemi oldular. PSP ile retro makine emülatörleri de çalıştırabiliyoruz.

facebook üstünden arkadaşlarıma aşağıdaki soruyu sormuştum:

En iyi PSP oyunlarında TOP 10 listeniz nedir? 128 GB hafıza kartımda bildigim oyunları attıktan sonra 95GB yer daha var. Amiga emulatörünü yükledim. Tüm Amiga arşivini atsam 30GB tutar tüm Amstrad CPC ve Commodore 64 arşivi 1GB. Geriye 64 GB boş yerim var. Oyun önerilerinizi bekliyorum. Nintendo DS için de tüm .NDS Romları ve GBA Romları arıyorum. Sega Game Gear için Everdrive’ı bir müddet almayacağım. Aldığımda onun tüm ROM’larıda mevcut.

Gelen Cevaplar:

1-) psp : rtype tactics, patapon serie, locoroco serie, prinny

2-) Space invaders extreme, michael jackson experience, prince of persia rival swords, pes 2014, motogp, mortal combat unchained, lego batman, pirates of the carribean, hot brain, gran turismo, god of war ghosts of sparta, fight night, fifa 13, virtua tennis 3, grand theft auto liberty city stories, exit, cubixx, burnout, angry birds

3-) Final fantasy Vii Crisis Core is definitely a favourite of mine

İlker Beşer ise PSP üstünde Amiga emülatörü olmayacağını ve çok yavaş olacağından bahsederek aşağıdaki mesajı bıraktı.

Psp de Amiga maalesef olmaz. Çok düşük performanslı. Amiga için Vita gerekiyor. Oyun konusunda 128 gb videomu buraya bırakıyorum 😉


Aynı zamanda PSP bataryası bulunmakta ama cüzi rakamlara şişmiş bataryanızı dahi yenileyebiliyorlar. onun için bitmiş, şişmiş veya bozulmuş bataryanızı çöpe atmayın. Amiga emülatörde PSUAE emülatörü var. İlker Beşer, PSP üstünde Amiga emülatörü olmaz demesine rağmen PSP üstüne özel olan PSUAE emülatörü ile ben yine de Amiga emülasyon işlemlerini deneyeceğim. eğer verim alamazsam sadece Amiga emüle etmek için PSP Vita alır mıyım ona emin değilim. ama emüle konusunda sıkıntı varsa ve ileride Retro bir oyun konsolu almak istersem bu PSP Vita olacaktır.

Analog Fotoğrafçılık ve Aklıma ilk gelen Sorular

Merhabalar,

bir müddettir analog fotoğrafçılığa başladım. Olympus IS-100 fotoğraf makinesi ile ilk filmimi bitirmek üzereyim. daha sonra 1940 yapımı rahmetli dedemden kalma Semi Leotax ile 120’lik roll filmlerle çalışacağım. ilk filmi bitirmeye çalışırken aklıma birden fazla soru geldi ve bunları Analog fotoğrafçılık ile ilgili bir facebook grubunda sordum. bir arkadaşımız da cevap vermiş. sorularımı ve cevaplarımı paylaşıyorum. daha bir çok deneyim elde ettim. ileride karanlık oda kurulumu da yapacağım. Siyah Beyaz filmlerle çalışıyorum çünkü Siyah Beyaz karanlık oda kurulumu daha kolay ve daha az masraflı. renkli filmler oldukça zor ve daha masraflı. bunun için sadece Siyah Beyaz filmlerle çalışacağım uzun bir müddet. gelecek neler gösterir bilemem tabi.

Sorduğum Soru:

selamlar dostlar yeni başladım sayılır 26 poz siyah beyaz olympus IS-100 ile çektim şu ana kadar. geceleri otomatik yerine gece pozlama ayarını seçiyorum. ilk sorum bu ayarın etkileri nasıldır? dijital makinelerle aynı bir etki mi yaratır? ikincisi uzak veya yakında gece modunda çekerken flash patlatmak doğru mudur? yoksa uzak poz da flash patlatmak kötü bir etki mi yaratır.
ikinci sorum ise bayat yani süresi geçmiş film ile süresi dolmamış ve raf ömrü olan siyah beyaz bir fotoğraf filmi arasındaki farkı görmek için bana bir çift resim atar mısınız? en az ağustos ayına kadar karanlık oda kurmayacağım. o süre zarfında çektiğim filmleri saklayıp toplu bir karanlık oda fotoğraf basım işine girişeceğim.
diğer bir sorum 36’lık bir film için tek tek fotoğraf kağıdına basım dahil fotoğrafçı olarak benim kaç dakikamı alır. ardından bu fotoğrafların sanırım kuruması lazım o kısma hakim değilim. dediğim gibi ağustos ayına kadar araştırmaya ve anlamaya devam edeceğim.
ayrıca bir müddet rahmetli dededen kalma 1940 yapımı Semi Leotax full manual ve hatta orjinal tripodu ve tripod ile makine deri kılıfı olan makinemi kullanmak için eş zamanlı usta bulmak için sirkeci hayyam pasajına gideceğim.
Olympsu IS-100 otomatik ve ekstra 4 modu var ve 123A 2 tane pil ile çalışıyor. Semi Leotax full manuel 120 roll film makine kullanma bana ne avantajlar sağlar. bunu kullanarak nasıl ilerleyebilirim ayrıca verimli kullanmak için neler önerirsiniz. şimdiden teşekkürler dediğim gibi zaten bu soruların cevaplarını araştırıyor ve zaman zaman üstadlara soruyorum. ama benim gibi yeni başlayan arkadaşlarada faydalı olur görüşünüzdeyim cevapların. hatta cevaplarınız yeterince net ve açık ise izninizle sizin adınızıda kullanarak blogumda da bu yazıları paylaşmak isterim. bloguma da hobilerimle ilgili yazılar girmekteyim. analog fotoğrafçılık oldukça yeni.

 

Aldığım Cevap (Grup Admin’i Mehmet Can Cevapladı):

Siz bence çektiklerinizi önce bir dışarıda banyo tarama yaptırarak görün, daha sonrasında illa kart baskı yapacaksanız çektikleriniz hakkında bir fikriniz olsun, istediğiniz kareleri basarsınız. Gece modu perdeyi biraz daha uzun süre açık tutar, diyaframı da en açık şekilde kullanır muhtemelen. Flaş tamamen üslup meselesi, flaş patlatmazsanız net bir görüntü zor, hatta elde çekiyorsanız net bir görüntü almak bile zor. Full manuel bir makine kullanmak da Olympus Is-100’ü manuel moda almakla aynı şey temelde, bütün ayarlarını siz yaparsınız.
Sb filmde tazelik/bayatlık gren vs geliştirme kimyasalı ve geliştirme süreciyle bile değişebilen bir şey, şimdilik buna takılmaya gerek yok, hangi filmi bulursanız çekin derim.
Kart baskı işine ne derece hakimsiniz bilmiyorum ama filmi çekersiniz, negatifi önce geliştirirsiniz, sonra o negatiften kart baskı alırsınız. Siz burada negatifi banyo işine hiç değinmemişsiniz.
Son olarak, bu işler özveri, zaman ve maliyet işleri, herhangi bir safhada bu hobiden vazgeçmeniz de çok mümkün olabiliyor, onun için çektiklerinizi dışarıda yıkatıp taratarak ondan sonra diğer aşamalara vakit ve kaynak ayırın derim.

 

Bir çok Domain ve Sayfa Karmaşası

Merhabalar dostlar,

birçok domain’e sahibim çoğu da hobi ve kişisel işlerim için sadece şirket için software4galaxy.com adresini tutmaktayım. örneği Amstrad CPC User Club için CPCUserClub.com ve Dizzy Radyo için dizzyradio.com ve kişisel blogum ise volkanatasever.com. kısaca bir çok domain kullanmak ve bazı domainlerin doğru dürüst giriş bile yapılmaması gerçeği var. evet şirket sitesi dahil benim kendi sitelerim açıkcası hepsini volkanatasever.com altında birleştirsem bu sefer kişisel bir sayfa olmaktan öteye geçemeyecekler. bunun için kişisel sitemi volkanatasever.com adresinde tutarken dizzy radyo ve cpcuserclub gibi siteleri Software4Galaxy altında toplamayı düşünebilirim. yalnız bu seferde şöyle bir handikap var. eğer Software4Galaxy markamı elimde tutmaz isem bu durumda tüm sistemlerde atıl hale gelir. açıkcası bu konuda kafam karışık. bundan dolayı malesef bir çok domain kullanmaya devam ediyorum. herşeyi software4galaxy altında tutmak aynı zamanda profesyonel bir servis haline getirmek oldukça mantıklı gözüküyor. hatta ve hatta volkanatasever.com domaini bile software4galaxy domainine yönlendirerek kişisel blogum aynı şekilde software4galaxy üzerinden yayınlanma şansınada sahibim. bunu ciddi ciddi düşünüyorum. fakat s4g.email uzantılı domainimde software4galaxy.com ve volkanatasever.com domainimden asla ve asla vazgeçemem çünkü bu domainler sayesinde sistem minimal şekilde çalışıyor. ama bu kadar çalışmayı sadece cpcuserclub.com ve dizzyradio.com ve daha sonra açacağım domainlerden kurtulmak adına yapıyor olmakta çok karlı bir iş olarak durmuyor. bu da bir gerçek sadece 2 domainden kurtulmak veya ileride yeni domain ihtiyacı 2 taneyi değişmez. domain karmaşası beni de karmakarışık bir hale getirdi. tüm sistemlerimin tek adres üstünde durması emin olun beni çok daha mutlu edecek bir yöntem ama gelecek neler getirecek bakalım…

Bağışıklık Direncim ve İlginç Bir Durum

Hayatımda ilk ve son defa ortaokul yıllarımda grip oldum bir kere. O gün bugündür hiç grip olmadığım gibi pandemi önlemlerinde özensiz olmama rağmen hiç covide yakalanmadım. Bunun sebebini geçtiğimiz yıllarda öğrendim. Ne zaman kan tahlili yaptırsam bende enfeksiyon olduğu söyleniyordu halbuki hiç enfeksiyonun yoktu. En sonunda bir doktorla bunu paylaştığım koruyucu hücrelerimin ve salgılanan antikorların aşırı yüksek olmadığı için genetik yapım olduğunu söyledi. Bağışıklık sisteminin bu durumu sayesinde virüsleri atlatıyorum. Yine de 2 biontech aşısı oldum fakat ufak ufak covide maruz kalıp kalıcı bir bağışıklık oluşturmak için başka aşı yaptırmayı düşünmüyorum.