ENOVIA Library Central - Library Hiyerarşisi

Libraries Hakkında Kütüphane bir kuruluşta dökümanlar ve partlar için yapısal bir depo olarak tanımlanabilir. Bu tiplere bağlı dökümanları ve parçaları yönetmek için kullannılabilir. Bu nesneleri yönetmeyi ve organize etmeyi daha kolay hale getirir. Libraries Tipleri Kütüphanelerin 3 tipi vardır: Document Library: Bir Document Library belgeleri (Örneğin CAD çizimleri, Mühendislik Özellikleri, Rapor şablonları) yönetmek için kullanılır. Part Library: Bir part library parçaları yönetmek için kullanılır. Bunlar tasarım kodu, üretilen ürünler gibi. General Library: General Library dökümaları yönetmek için kullanılabilir, parçalar gibi.   Class’lar Hakkında Bir class bir kütüphanede nesneleri kategorize edip tutmak için kullanılır. Document Family: Bir document family döküman kütüphanesi ile ilişkili bir sınıftır. bir veya daha fazla alt Document familye sahip olabilir veya direkt dökümanlarla bağlıdır. Part Family: part family part family ile ilişkili bir sınıftır. Şirketinizin üretim süreçleri gereği part familynin çok fazla sınıfı olabilir. Gerektiğinde çok fazla part içerebilir. General Class: Genel bir class, genel library ile ilişkili bir sınıftır. Nesneler bu general classa ait sınıflandırılmış öğeler olarak isimlendirilir.   Objectler(Nesneler) Hakkında Kütüphane hiyerarşisi içinde son öğeler nesnelerdir. Documents: Dökümanlar library hiyerarşisi içindeki nesnelerdir.Document familiy sınıfı için instance kabul edilir. Part: Partlar, Part library içinde son öğeler yani nesnelerdir. Part family sınıfının instanceı olarak kabul edilir. Classified Items: Classified items, general classın nesneleridir. Classified items dökümalar,partlar, özellikler ürünler veya nesneleri diğer type’larıdır. Library Hiyerarşi Hakkında Kütüphane hiyerarşileri genellikle nesneler, sınıfları ve kürüphane düzenini yapılandırılmış bir şekilde gösterir.     Kütüphaneleri görüntülemek için global toolbar içinden My Enovia>Library>Libraries seçeneklerini seçmeniz gerekmektedir. Kütüphane sayfası için, kütüphanlerinin ilişkilendirilmiş sınıflarını görebilirsiniz. kütüphane ismini tıkladığınızda bunlar gözükecektir. Örneğin, eğer herhangi bir part library’e tıklarsanız, Part Families sayfası gözükecektir.

ENOVIA V6R2013x Kurulum İpuçları

  ENOVIA V6 serisinin kurulum aşamaları neredeyse birbirine benzer. fakat yeni çıkan sürümler yeni dosya isimlerini ve bazı değişiklikleride beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda V6R2013x yüklemek neler yapmanız gerektiğini ve en temel kurulumu nasıl yapacağımızı açıklayacağım. Öncelikle olmazsa olmazlarımız tabiki Java ve Tomcat yüklemeleri olacaktır. Dikkat etmeniz gereken java’nın 7.51 versiyonu ve ilerisi versiyonlarını yüklemeniz ENOVIA bileşenlerinin çalışmasını engelleyecektir. Eğer bir zorunluluğunuz yoksa ve javayı sadece siz kullanacaksanız 7.21 sürümü oldukça stabil çalışmakta. Tabiki V6R2013x için bu geçerli. Database seçimi olarak SQL Server veya Oracle seçimi size kalmış. Ama eğer windows tabanlı bir sunucu kuruyorsanız V62013x için Dassault Systemes Windows server 2008 R2 ve SQL Server 2008 R2’yi resmi olarak desteklemekte. Yeni resmi destekler her daim gelmekte. Tabiki sonraki sürümlerde de ENOVIA çalışacaktır. Kurulumu yaparken eğer 64 bit windows sunucusu kullanıyorsanız Öncelikle; ENOVIAStudioModelingPlatformRichClients.Windows64 kurulumunu ve gerekli ayarları yapmalısınız. Ardından ENOVIALiveCollaborationServer.Windows64 isimli modülü yüklemeniz gerekmekte. Son olarak ta ENOVIABusinessProcessServices.Windows64 modülünü yüklemeniz gerekmekte. Bu modüllerden sonra temel kurulumu yapmış oluyorsunuz. Bu kurulumun lisans triagramı CPF ismiyle de geçmektedir. SQL Server kullanacaksanız asla SQL Server 2008 kullanmayın gerçekten farklı buglar çıkmakta bunun için resmi desteği dinlemeli ve en az R2 versiyonunu kullanmalısınız.  

3DVIA Store Nedir? Temelleri Nelerdir?

  3DVIA Store, ENOVIA Live Collaboration üstünde Library Central ile birlikte kurulmaktadır. 3DVIA Store Yetenekleri 3DVIA bir alışveriş deneyimi oluşturmanıza olanak verir. Tüm bunlara ENOVIA platformu üzerinden gidebilirsiniz. Representation ve Assotment gibi sanal rafları kullanarak tüm nesneleri yaratabilirsiniz. 3DVIA Store uygulamalarıyla 3D ticaret stratejilerini belirleyebilirsiniz. Montaj talimatları ile birlikte mağazalarda ürünleriniz raflarda nasıl duracağını oluşturabilirsiniz. 3DVIA Store aiağıdaki uygulamaları içerir: Pack Manager: Temsilinizi düzenlemek için 3D modeller ile ilşkilendirebilir veya 3D model yaratabilirsiniz. Pack Managerı kullanarak verilerinize toplu otomatik işlem yapabilir ve bunları topluca temsilinizde kullanabilirsiniz. Stantlarda ürünlerinizin nasıl yerleştirileceğiniz tanımlayabilir ayrıca peg delikleriinin pozisyononu ve numaralarını stantlara tanımlayabilirsiniz. ASkı gibi aksesuarları bu kısımlara yığabilirsiniz. Store Studio: Sanal 3D raf ve mağazalar oluşturmanıza olanak verir, Stanatları ürünler ile doldurabilir ve mağaza içindeki mobilya ve rafların yerlerini belirleyebilirsiniz. Displays, Scenes ve Raf gözleri(Shelf Trays) tanımlanabilir ve 3D sanal mağazaya girilerek geliştirilebilirr. First Person Shopper: Bir Stant veya bir mağazanın ziyaretinin simülasyonuna izin verir. Bir tüketici gibi  3D görsellikle beraber ürünlerin inceleyebilir ve bazılarını almaya karar verebilirsiniz. PRODUCT Tüketicicinin mağazada satın almak için teklif vermesidir. Ürün UPC(Universal Product Code) veya EAN(European Article Numbering) barkod ile kayıtlıdır. Oluşturulduktan sonra bir veya daha fazla representation ile ilişkilendirebilirsiniz. Ürünler organize edilmiş ve organize edilmiş çeşitler şeklinde bulunur. ASSORTMENT(ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ)Aynı kategoriye ait ürünler listelenir satış için mağazada teklif alır. Ürünleri çeşitlerine göre stantlar yaratarak organize edebilirsiniz. Bir ürün yelpazesinde şunları yapabilirsiniz; Create, add, remove product, create sub assortments, sub assortment altında her ürünü listeleyip yönetmek represantationla ile ilişki product çeşitliliğini yönetmek tüketici karar ağıçlarını ve merkez ürün segmentlerini yönetmek. ticari kuralları özelleştirmek, varsayılan çeşitler için mobilya tanımlamak. Bir ürün yelpazesi alt grupları içerir bunlar ürünlerin kullanıcı tarafından organize edilmesine yardımcı olurlar. Bu alt gruplar sub assortment olarak anılırlar. Sub Assortment (Alt ürün çeşitliliği) Belirli alanda satılan ürün .eşitleri ürünlerin alt grubudur. Bu alanlar standart mobilya sayısı olarak gondola (Stant) uzunluğu olarak tanımlanmıştır. Sub Assortment ile şunları yapabilirsiniz: Gondola (Stant) uzunluğu tanımlamak Gondola (Stand tanımlama) Store Studio uygulamasıyla stant(gondola) düzenleme ve görselleştirme. Bir gondola (stant) oluşturma çok kolay, sadece gondola tanımladan önce ürün çeşitliliği içinde Tüketici karar ağaçları (Consumer decision tree) oluşturmanız önerilir. Consumer Decision Tree (Tüketici karar ağacı)Stant önünde yürüdüğü zaman tüketicinin sırayla hangi ürünleri keşfedeceğini belirlemesine yardımcı olur. Tüketicii karar ağıcı ürün çeşitlerinden inşa edilmiştir. ürünler segmentler içindeki düğümler şeklinde organize edilmelidir. ilk inşada store tudio içinden ürünlerle stantları doldurduğumuzda, oluşan tüketici karar ağacı tekrar kullanılabilir. ASSET ürünleri yerleştirirken desteklenerek kullanılan mobilyaların her bir parçası asset(varlık)tır. Standart varlıklar boyutları ve özellikleri tanımlanmalıdır. Aynı stantlarda olduğu gibi alanlar, raflar ve peg destekleri ve pegler şeklinde özetleyebiliriz. kendi katolog varlıklarınızı yaratabilirsiniz. Spesifik mobilyalarhali hazırda olan veya import edilmiş 3D modellerle yönetilebilir. Mounting Instructions (Montaj Talimatları)Montaj talimatları yazdırılabilir belgeler tanımlar: Kullanılan ürünlerin Yerleşimi, Kullanılan varlıkların(asset) yerleşimi Montaj talimatları ürünleri yerleştirmek için bu belgeleri kullanabilirsiniz. Perakende satış için tasarlanmıştır. Ürünlerinizin doğru yerleşimi için öncelikle ticari kuralları doğrulamalısınız. GONDOLA (STANT) Stant, 3 boyutlu ürün teşhir diyagramıdır. Standard bir mobilya üzerinden rafları kullanaark ürünleri gösterebilirsiniz. Stant sub assortment ile ilişkilendirilebilir. gondola uzunluğu ve ürünlerin listesini tanımlayabilir. ürün yerleri, peg desteği, ve rafların girilmesiyle stant meydana gelir bu da tüketici krar ağacı tarafından yapılır. standa tüm ürünlerin yerleşmesinden sonra montaj talimatlarını oluşturup satış noktları ile paylaşabilirsiniz. Merchandizing Rules Stant (Gondola) içinde varlık yerleşimleri ve ürünler kurallar olarak tanımlanır. Standı düzenlediğiniz  zaman Store studio içinden onları doğrulayabilirsiniz. STORE Ürünler tüketici satın aldığı zaman, perkaende kurulumların sanal 3 boyutlu gösterimidir. Mağaza walls, floor,celling, gondolas, displays, scenes, shelf trays ve diğer mobilyalardan oluşur. Display, Scene and Shelf Tray Display, varlıkların birleşiminden ve ürünlerin sahne ve raf gözlerinden meydana gelir. Bu elementler stanttaki ve diğer destekleyiciler üstündeki o andaki ürünlerdir. Yeniden kullanılabilir ve eklenebilirler. Bir Display belirli ürünleri tanıtma için mobilya parçalarından inşa edilmiştir. Bir scene hazırlanmış bir çevrede müşteri çemke için ürünün gösterimini yapar. Bir raf tepsisi hazır ambalaj kutularını satmak için hazırdır. Bir raf açma veya ambalajlamaya gerek  kalmadan kolaylıkla yerleştirim yapılabilir. REPRESENTATION Ürüne karşılık gelen bir 3D modeli mobilya  ve satın malzemesi noktasıdır. Stantla herbir yer için Ürünün çeşitli temsillerini yaratabilirsiniz. Örneğin;pegleri astığınıza rafları yerletidiğinizde ürünün representtionını oluşturabilirsiniz.   modele yaklatığınızda paketlenmiş ürün modelinide görebilirsiniz.  

Barack Obama vs. Binali Yıldırım

  800x600 Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman","serif";} Sanayi devrimini kaçıran güzel ülkem bilişim devriminde de 10 sene geç kalmıştır. Daha kaç sene geçmesini bekleyeceğiz? 100 sene mi? Geçen ay bilgisayarın dünü ve bugününü konu alan bir yazı yazmıştım. Bu bağlamda bu teknolojiye çabucak adapte olduğumuz gerçeği yadsınamaz. Özellikle Özal’lı günlerde ülkemize yeni bilgisayarlar geldiğinde bunların açılışı yapılıyordu. Şu anda oldukça mesafe katettiğimzi söylenebilir. Ülkemiz bilgisayar kullanmaya çoktan hazırdı sanki. Tv’de dizi izlemek yerine youtube’da kaçırdığı dizileri izlemek daha keyifliydi. Artık binlerce porno (!) içerik de elimizin altındaydı. O zaman internetin faydasını ve bilgisayar devrimini daha iyi bir kavradık. Ülkemiz ise 60’lardan beri süregelen bu devrimleri yine izliyor sanki sanayi devrimini kaçırdığı gibi billişim devriminin farkında olmadan el sallıyordu. Bugün Hindistan’ın ne kadar kaliteli yazılım ürettiği tartışılsa da bizden ileride olduğu gerçeğini değiştiremez. Bilgisayar mantıksal devrimini tamamladı. Elbette gelişmeler olacak. Beyin sinyallerimizden verdiğimiz komutları algılayabilecek. Zaten hali hazırda bu tarz çalışmalar mevcut. Bu daha düşük maliyetlerle yapıldığında klavye ve mouse yerine sadece düşünerek bilgisayar kullanacağız. Unutulmayacak olan ise insan-makine iletişiminin değişiklikler arzetsede artarak devam edeceği. Şunu bilmemiz gerekir ki bilgisayarın çalışması için gerekli olan hammaddenin yazılım olduğudur. Yazılımın hammaddesi ise insandır. Bu teknolojilerde ülke olarak yerimizi alabilmemiz için temel hammadenin yapımcılarına verimli çalışma imkanı sunmak zorundayız. Ülkemizdeki AR-GE faaliyetlerin gelişmiş ülkelere oranla çok düşük olması ise bu devrimde imzamızı eklemek için çok büyük bir dezavantaj. Ne yazık ki güzel ülkemde bilgisayar mühendisliği kavramı ile yazılım mühendisliği kavramı içiçe geçmiş durumda. Bilgisayar Mühendisleri, farklı işkollarında çalışma yapabilsede iş birşeyler üretmeye gelince yazılımla sınırlı kalmak durumunda kalıyorlar. Bizim A.B.D. deki intel veya amd gibi işlemci üreten firmalarımız ar-ge yapan microchip gibi firmalarımız ne yazık ki yok. Baştanda söylediğim gibi imza atabileceğimiz en büyük alan yazılım. Herşeye rağmen umutla bakabileceğimiz ve şu günlerde yazılım alanında hızla artan sayıda firmalar görebilmekteyiz. İşlerini hakkıyla yapabilirlerse bizde bu oyunda varız diyebileceğiz. Hatta ülkemizde lokomotif durumuna gelmiş belli başlı yazılım firmalarıda doğdu. Bilişim sektöründe eskiden akademik alan daha fazla söz sahibiyken bugüne baktığımızda özel sektörün öncü konumunu görüyoruz. Bu konuda ise akademisyenlere daha fazla iş düşüyor dünya literatürüne bu alanda daha fazla katkı yaptığımız zaman güzel ülkemde birşeyler değişebiliyor diyebileceğim. Ama ne yazıkki yazılım ve teknoloji konusunda ülkemizde zihniyet problemleri yaşamaktayız. A.B.D. Başkanı Barack Obama’nı bilişim sektörüyle ilgili konuşmalarında biri şu şekildeydi; “Herkese merhaba. Bu hafta Amerika'daki okullarda bilgisayar bilimini destekleten öğretmenlerle, öğrencilerle, iş yerleriyle ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldiğim için çok gururluyum. Bu becerileri öğrenmek sadece geleceğiniz için değil ülkemizin geleceği için de önemlidir. Eğer Amerika'nın en ileri seviyede kalmasını istiyorsak, kullandığımız metodları değiştirecek araçlar ve teknolojide uzmanlaşacak sizin gibi genç Amerikalılara ihtiyacımız var. Bu yüzden sizin de buna katılmanızı istiyorum. sadece yeni bir oyun satın almayın, bir tane de siz yapın. Sadece çıkan yeni bir uygulamayı indirmeyin, tasarlanmasında yardımcı olun. Sadece telefonunuzla oynamayın, onu programlayın. Hiç kimse bir bilgisayar bilimcisi olarak doğmaz. Ama biraz sıkı çalışma, biraz matematik ve bilim ile, herkes bilgisayar bilimcisi olabilir. Bu hafta bunu deneme şansınız var. Ve kimsenin "yapamazsın" demesine izin vermeyin. İster genç bir erkek ya da genç bir kız olun, ister şehirde ister kırsalda yaşayın, bilgisayarlar geleceğin çok büyük bir parçası olacak. Ve eğer iş yapmaya ve sıkı çalışmaya niyetliyseniz, geleceği şekillendirecek olanlar da sizlersiniz. Herkese teşekkürler.” Malesef Girne Amerikan Üniversitesi, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, Cumhuriyrt Üniversitesi, Yozgat Bozok Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi, Almanya Berlin Teknik Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Dünya Denizcilik Üniversitesi son olarak 2013 yılında da Okan Üniversitesinden Fahri Doktora alan Binali Yıldırım ise Bulut bilişimi hakkında; "Bu bulut sistemi dedikleri bir şey var son zamanlarda. Herkes oraya birşey atıyor Herkes işine geleni alıp kullanıyor. Sistematik birşey yok ortada herkes abur cubur dolduruyor. Bu bilişim fazla kafayı yorarsan sıyırırsın. Kullanacaksın nimetlerinden yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktınmı işte o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine şey yapmamak lazım" şeklinde söylemiyle ülkenin siyasetinin teknolojiye bakış açısını ortaya koymuştur.

Bilgisayarın Dünü Bugünü

  Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-fareast-language:EN-US;} Bilgisayar dünyasına geçimişden günümüze hızlı bir bakış atıyoruz. Nereden nereye geldik? Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-fareast-language:EN-US;} Bilgisayarların 1950 ve 60’lı yıllardaki hantal dönemleri 80’lerin başlamasıyla beraber kendini minimize etmeyi başarmıştı. Bir yıllık bilgisayar satışının sadece 6 tane olduğu ve bunlarında büyük ölçekli firmalarda konumlandırıldığı yıllar 80 lerle beraber tarihe karışmıştı. Yeni bir çağ açılmış ve Home Computer dönemine girmiştik. 8 Bit teknolojisi inanılmazdı. Teknolojide bir çığır açan data kasetleri, müzik kasetleri ile benzerliğinden öte aynısıydı. 30’lu yaşlarda veya daha büyük bilgisayar tutkunları bu dönemi iyi hatırlayacaklardır.  Bu sayede bilgisayar kavramı toplumumuza yerleşmiş ve inanılmaz satış rakamları yakalamıştır. Kimimizin Bilgisayar Mühendisi kimimizin grafiker kimimizin ise Elektronik Mühendisi olacağını o günler belirlemişti. Bazıları ise 10 print”merhaba dünya” 20 goto 10 satırları ile veda etmişti profosyonel yazılım ve bilgisayar dünyasına. Sadece son kullanıcı olacağına karar vermişti. İyi veya kötü bir eğlence aracımız olacaktı. O zamanlar için oyunlar birincil merkezimizken arada teknoloji harikası programlar çıkardı. Bu programlardan bazıları bilgisayarı konuşturmamıza yarar ve ilk yazdığımız şeyler ingilizce telefuzla konuşan bilgisayara türkçe küfürler söyletmek olurdu.   Ardından 90’lı yılların sonunda internet ile tanıştık. İlk önceleri fazla ilgi çekmemişti. Aileler önemini anlayamadığı gibi astronomik telefon paraları da bu teknolojiye fazla yaklaşmamamız konusunda uyarıyordu. Banu Alkan ve IXIR reklamı olmasa büyüklerimiz internetin ne kadar gerekli ve her kesimden insanın kullanması gerektiğini anlayamayacaktı belkide. Internet ile birlikte bir Mahir fırtınası da esmişti tabi. Internetin anahtarını bir türk almıştı. Bu ödül ona ne getirdi ne götürdü bilinmez ama I kiss you web sayfası ile çok güldüğümüz gerçeği de unutulamaz. Bilgisayarlar ise bu teknolojik gelişmeler olurken donanımsal açıdan da bir atağa kalkmıştı. 486 serisi tarih olmuş. Pentium 100’ler doyuma ulaşmış ve pentium’un diğer versiyonları intel tarafından bir bir çıkarılmaktayken biz de bilgisayarlarımızı upgrade etmek için uğraşır durur olmuştuk. Home Computer efsanesi bir PC olarak karşımızdaydı ve her evde vardı. Internetin ülkemizde yaygınlaşmasıyla bilgisayar kullanımı tırmanışını hızla sürdürdü. Günümüze kadar olan yolculuğunu tamamladı. Artık yeni teknolojiler ile biçim değiştirmeye başladı.   Bir çağ atlama kronolijisi sıralarsak internet en önemli yeri alacaktır. Notebook’ların alınabilir seviyelere inmesi ve 1000 dolar psikolojik seviyesine düşmesi de bu zamanlara rastlar. Notebook’larla beraber Wireless teknolojisi bizi esir almıştı. Kimimiz starbucksta bir kahve eşliğinde notebook açıp çalışmayı tercih etmişti. Kültürümüzde sonradan eklenen ve yerleşen bir kavram oldu, bu çalışma biçimi. Kahve veya internet cafe kültürünün öldüğü kahve eşliğinde internet keyfi bizi bizden almıştı. Hem de ücretsizdi. Ücretsiz olan herşeyi kaba tabiriyle bedavayı seven bir toplum olduğumuz için ücretsiz wireless ile internete daha fazla ısındık. Ardından Web 2.0’ın getirisi olan sosyal paylaşım ağları hayatımıza girdi. Facebook en bilineni iken sadece bize özel kız tavlama mantığını da literatürümüzden çıkarıyordu. Gerçekten sosyalleşiyorduk ve amaçsızca bir iletişim kurmuyor veya interneti kötü emellerimize alet etmiyorduk. İlkokul arkadaşlarımızı bulurken aynı zaman da iş kontaklarımızla diyalog halinde olup okulda ki hocalarımızla bilgi paylaşımı yapabiliyorduk. Bunlar olurken artık 1-2 senede bir bilgisayar yenilemek sıradan hale gelmiş ve en iyi becerdiğimiz işlerden biri tüketim olduğu için hiç yadsımamıştık. Aileler içinde durum değişmişti bilgisayar gerekli ve internet olmazsa olmaz bir parça idi. Devletin ve özellikle belediyelerin ve M.E.B.’in desteklediği fakat anlamsızca ve şuursuzca yaptığı destek bile bir anlam kazanmıştı. Bazen hiç kullanılmayacak veya kullanılamayacak uygulamaları belediyeler ihale ile alabiliyor. Kimi zamanda aynı teknolojiye çok yüksek rakamlar ödeyebiliyordu ama bu bizim içindi.

T3 Dergisi Kasım Yazım: Bilişimde Temel Alanlar

  Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-fareast-language:EN-US;} Geçen ay ki yazımızda bilişim sektöründeki girişimcilikten bahsetmiştik. Bu ayki yazımızsa bilişim sektöründeki alanlardan bahsetmek olacaktır. Genelde tecrubelerimden ve iş hayatımda karşıma çıkan alanlardan bahsedeceğim. Bu alanlar Bilişim ile ilgili alanlardan mezun olan üniversite mezunları içinde bir seçim yapmak anlamına gelmektedir. Genellikle bu seçimler ya mezun olmadan ya da mezun olduktan sonraki 2 sene zarfında meydana gelmektedir. Temelde seçimlerimizi Sistem, Yazılım olarak 2’ye ayırabiliriz. Sistem bölümünü seçenler sistemsel işlemlerle kendilerine IT sektöründe rahatlıkla iş bulabilirler. Bu alanı seçenler biraz daha şanslı olmaktadırlar. Genellikle Bilişim sektörü ile ilgili olmayan firmaların dahi geniş bir IT ekibi olmakta. İş bulmaları çok daha kolay olmaktadır. Sistem mühendisi veya sistem destek elemanları bu işlerinde Windows Server kurulum ve bakımları, sanallaştırma ve network konularında uzman olmaları beklenmektedir. Deneyimli bir sistem mühendisi her zaman işe yeni başlayanlardan çok daha fazla bilgi birikimine sahiptir. Yazılım alanıysa çok fazla alt dala ayrılmaktadır. Bizzat işin içinde olan developer ve yazılım mühendisleri ve işin sadece analiz kısmında bulunan iş analistleri veya sistem analistleride bu kısma girebilir. Developerların alanlarıysa yazdıkları yazılım çeşitine göre ayrılmaktadır. Fakat bir developer iş yaşamının çeşitli zamanlarında kendi için alt dallara yatay geçiş yapabilmektedir. Herşey junior developer olarak başlar ve senior developer veya yazılım uzmanı olarak devam eder. Tabiki yazılım danışmanlığına geçişde bu dönemlerde görülür. İyi bir yazılım danışmanı sektörde yıllarca tecrube kazanmış birinden oluşmalıdır. Yoksa 3-4 sene kod yazmış ardından danışmanlığa geçmiş birinden değil. Size bu önbilgileri verdikten sonra developerlarında yazdıkları dile göre çeşitlikler gösterebileceğini söylemeliyim. Yıllarca java yazmış birisi java developer veya C# yazmış birisi .NET developer olarak anılmaktadır. Yeni mezunlar genellikle sadece UI developer olarak iş yapmaktadırlar. Yani User Interface (Kullanıcı Arayüzü) bu kişiler tarafından kodlanmaktadır.  Kullanılacak grafikler ise grafiker tarafından bu kişilere verilmektedir. Şunu bilmenizi isterim User Interface özellik tasarımından kodlamasına kadar çok önem sarfedilmesi gereken bir konudur. Yaptığınız arkaplandaki işler ne kadar zor veya özgün işler olursa olsun ön planda bu işi iyi yansıtamıyorsanız hiç bir anlamı kalmayacaktır. Şunu düşünün bir miktar yığılmış toprağı taşımaya karar verdiniz. Bunun için backend developerlar bize bir kürek ucu yaptı. Toprak bu kürek ucunun içine girmekte fakat bunu bir yere aktarmak yine de imkansız gözükmekte. Bunun için Kullanıcı arayüzü olarak kürek ucuna küreği taşıyabileceğimiz sapını ekledik. Bu sayede kullanıcıyla etkileşime geçen kısım kürek sapı olmaktadır. Artık kürek sapı ile birlikte küreğin ucu tam bir işlevsellik kazanmış ve toprak kullanıcı tarafından kolayca başka bir yere aktarılmaktadır. Sapsız kürekte, küreksiz sapta tek başına bir işe yaramaz. Kullanıcı arayüzü, kürek sapı ve işlevi gerçekleştiren kürek ucuda arka plandaki kodlardır. Sektörde birde görünmeyen ve adı anılmayan çalışanlar vardır. Bunlar da IT support ekipleridir. Yazılımda veya sistemde bir sorun olduğunda ilgili uyarılar bu kişilerin önüne gelir. Çözebilecekleri birşeyse çözmeye çalışırlar yoksa yazılım ekibine veya sorunun oluştuğu ekibe bunları yönlendirirler. Dikkat ettiyseniz aslında pozisyonlar çok geniş Türkiye’de yeni yeni gelişen Yazılım Test Mühendisleri’ni de en sona bırakmamın sebebi bundandı. Son senelerde Yazılım Test mühendisliği aranılır bir pozisyon oldu. Hatta firmalar sıfırdan insan yetiştirmek durumunda da kaldı. Şimdiler de deneyimli test mühendislerinin de iyi bir maaş aldığını söyleyebiliriz. Temel olarak ana pozisyonları ve alanları böyle özetleyebiliriz. Bu sektörde çalışmayı niyetli kişilere tavsiyem sevdiği alanlarda kendilerine yer edinmelidir. Bilgisayarı çok sevebilirisiniz ama belkide sadece yazılım yazmak size keyif vermeyebilir. Onun için her alanı değerlendirip ona göre karar vermelisiniz. Şunu da unutmamalısınız eğer bir Bilgisayar Mühendisiyseniz bu alanların çoğuna aşina olmanız sizin ne kadar kaliteli bir mühendis olduğunuzu gösterecektir. Sonra uzmanlığınız bu kalitenizi arttıracaktır.

T3 Dergisi Ekim Yazım: Bilişim Sektöründe Girişimcilik

  Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-fareast-language:EN-US;} Bu ayki yazımda biraz bilişim girişimciliğinden biraz da teknolojik gelişmelerden bahsedeceğim. Geçen ay ki yazımda arge faaliyetlerinin getirdiği kazanımlardan ve yazılım dünyasında arge yapmanın maliyetinin diğer sektörlere göre daha ucuz olduğundan bahsetmiştim. Burada ki ucuzdan kastım kesinlikle bedava veya çok az bir rakam değil. Gerçekten kaliteli ve işe yarar bir ürün çıkartmak her zaman bu kadar kolay olmayabiliyor. Öte yandan marketlerde bir uygulamanın tutması ise biraz da şans diyoruz. Aynı işi yapan en kaliteli programın her zaman en çok satın alınan veya indirilen uygulama olmayabiliyor. Bilişim girişimciliğinde nasıl başarılı olabileceğinizi söyleyen onlarca yazı bulabilirsiniz. Ben biraz daha farklı olarak nasıl başarısız olabilirsiniz bunlara değinmek istiyorum. Öncelikle tamamen asosyal veya diyalog kurulması zor biri olmalısınız şirketinizin ilk görüşmelerinde karşınızdakiler ne dediğinizi anlayamaz. Bu sayede ne kadar iyi iş yaparsanız yapın söyledikleriniz karşınızdakini tatmin etmiyorsa yaptığınız işin anlamı kalmamakta. Unutmayın yazılımın hammaddesi insandır. Bu bağlamda iyi insan ilişkileriniz oldukça önemlidir. Ne olursa olsun müşteri ile diyaloğunuz gerek satış öncesi gerek satış sonra çok iyi olmalıdır. Bir alıcı bulmadan birden fazla ürün için arge çalışması yapın. Bu ürünleri geliştirin sonra satış yapmaya çalışın. Bu sayede ürünlerinizi belki kimse almayacaktır veya ihtiyaç dahilinde değildir. Belki de ürün için biçtiğiniz fiyat piyasa şartlarında rekabet edemeyecek bir ölçüdedir. Sermayenizi bu ürünü geliştirmeye harcarsınız. Böylece, başarısız olarak şirketinizi de iflasa sürükleyebilirsiniz. Normal şartlar altında geliştirilecek ürün için Pazar araştırması yapılması ardından geliştirildiğinde satın alabilecek bir de müşteri bulmalısınız. Böylece hem rekabet edecek fiyatı belirler hem de müşterinin isteklerini alarak piyasada tutunabilecek bir ürün geliştirebilirsiniz. Yazılımın hammaddesi insan demiştik, siz de bir birey olarak ilk gördüğünüz zorluklarda pes edin böylece firmanızı daha hızlı kapatabilirsiniz. Bir hikaye vardır; Güney Afrika’da Beyaz Kalem Madeni diye bilinen önemli bir altın madeninde ilk defa çalışan adam, 200 ayak derinliğe indiği halde altın bulamayınca madeni satıvermiş. Satın alan adam 12 ayak daha inince altın madenine kavuşmuş. Büyük bir hazine. İlki 12 ayakklık bir mesafe daha sabredemediğinden bu hazineden mahrum oldu. Eğer ilk zorluklarda pes etmeseydi bir müddet sonra başarılı olacaktı. Ortaklarınızla, sözleşme yapmayın. Söz güvendir belki de ortaklarınızla yıllanmış arkadaşlarınız sözleşme güvensizlik sağlayacaktır. Arkadaşlığınızı zedelemeye gerek yok. Bu sayede ilk anlaşmazlık durumunda tüm ortaklar arkadaşınız olduğu için zıtlaşmalar yaşanacak bir müddet sonra çözülmeye gideceksiniz arkadaşlığınızın zedelenmemesini düşündünüz fakat şimdi arkadaşlığınız bitmek üzere. Eğer ortaklarla firma kuruluyorsa kullanılacak bilgisayardan en üst noktaya kadar aranızda bir sözleşme yapmanız hem arkadaşlığınız hem işiniz hem de geliştireceğiniz yazılım projelerinin başarısı için oldukça önemli yere sahip olacaktır. Artık işinizin patronusunuz! Her sabah erken kalkıp işinize gitmenize gerek yok. Patron siz olduğunuza göre işinizi akşam evinizde de yapabilirsiniz. Yaptığınız iş yazılım veya bilişim sektöründeki herhangi bir iş akşam yapmanın ne zararı olabilir ki? Bu sayede işlerinizi sıkıştıracak ve projenin deadline süresi geldiğinde iş yetişmemiş olacak. Aynı zamanda sizi arayanlar ulaşamayacak. Bir söz vardır “Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.”. Bunun için iş disiplininizi sağlamalı ve performansınızı maksimize etmelisiniz. Unutmayın, bende bu aşamalardan geçtim saydıklarımın bir kısmını yaptım bir kısmını yapamadım bundan dolayı bilişim girişimciliğinde başarı oranım %50’ler de kaldı. Hayat kazandığınız tebrubelerle eş değerdedir. Şimdi bu tecrubelerle bilişim sektöründe kendi yolumu çizdim. Bilişim girimşimçilerle diğer girişimcilerin arasındaki fark, bilişim girişimcilerinin diğer sektörlerden daha fazla çalışması gerekliliğidir. 80’li yıllar hem CPM hem de MS-DOS adında iki disk tabanlı işletim sistemi vardı. Bunlardan başarıyı sağlayan Bill Gates oldu çünkü günde sadece uyku dahil 6 saat boş vakti vardı. Bilişim sektöründeki kariyer planınızı başka yönlerde de çizebilir veya devam ettirebilirsiniz önemli olan bu çizgiyi çok büyük bir zaruriyet dışında bozmamanınızdır. Bir bilişim firmasında performanslı bir şekilde 5 sene çalışan kişi, ortalamının altında kendi firmasında çalışan kişiden daha fazla başarılı olmuş demektir.

Ülkelerin T-SQL Kodu

Serhat Koroglu'nun yapmış olduğu bir kodu paylaşıyorum. İşinize yarayacaktır. Bende internette rastlayamadım kendisi tüm ülkeleri ekleyerek yapmış. Aşağıdaki dosyadan T-SQL koduna ulaşabilirsiniz; Ulkeler_icin_kod.txt (13,25 kb)

T3 Dergisi Eylül Yazım

    Bu ay değişik sektörlerden arkadaşlarımla konuşurken en çok dikkatimi çeken konu yazılım teknolojilerinin kazandığı ivmeydi. Baktığınız zaman bir sanayi teknolojisi yapmak için gerekli olan altyapıyı her zaman yurtdışından almak çok daha ucuza gelmekteydi. İçeride yapacağınız arge çalışmaları ve üreteceğiniz makinelerle gelecek olan teknolojiyi satmaya kalktığınızda bu yatırımı genellikle karşılamamaktaydı. Tartıştığımız konu ise yazılıma yaptığımız argenin getirilerinin çok daha fazla olduğuydu. Ne yazık ki bazı kurumsal firmaları bir kısım componentleri hala dışarıdan almayı tercih etmekteler fakat çoğunu içimizde çok kolay yapabilecek kapasiteye sahip olduğumuzu düşünmekteyim. Tabi ki bazı özel yazılım alanlarıysa hariç. Bunlar masaüstü işletim sistemleri veya temel ofis uygulamaları olarak sayılabilir. Bu alanda sadece yazılım yapabilmeniz yatırımlar yapmanızda yetersiz kalmakta. Çünkü yıllardan beri gelen bazı alışkanlıklar yeni yazılımlara şans vermemekte. Hatta bir ürünün değişik bir versiyonundaki radikal değişimler bile kullanıcıları rahatsız etmektedir. Bunun en temel örneği olarak windows 8 işletim sistemindeki başlat çubuğu kaosunu verebiliriz.   Yazılım alanında yapılan yatırımlara döndüğümüz zaman ülkemizdeki son dönemdeki atılımları da görmezden gelemeyiz. Artık Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri haline gelen Bilişim sektörünün lokomotifleri oluşmuş durumda. Yazılım sektöründeki rekabetçi koşullar ise her zaman yeni firmaları oluşturacak kapasiteye sahip durumdadır.   Bu sektörlere ilgi duyan insanlar genellikle programlama dillerini duymaktalar. Bu diller java, c#, c veya c++ gibi popüler diller olmakta genellikle. Bana sorulan soruysa peki bu dilleri nasıl yazabilir veya sıfırdan geliştirebiliriz. Mantıklı olan soru “Buna gerçekten ihtiyacımız var mı?” olacaktır. Sektörü tanımak ve bilgisayarların işlevselliğini ve çalışma prensibini anlamak isteyen biri illaki bu soruyu sormaktadır. Yani hep duyduğumuz 1 ve 0’lar gerçekten nereden gelmektedir. 1 ve 0 larla mı programlama dilleri oluştuğu gibi sorular almaktayım. En basit mantığıyla bilgisayarların binary yani ikilik tabanda çalıştığıdır. Üstüne kurulacak ilk yazılım işletim sistemi olmalıdır. İşletim sistemi dosya sistemini, giriş çıkış aygıtlarına ulaşmak gibi bir çok işlemi içinde barındıran bilgisayarı işletmenizi yarayan yazılımdır. Bu işletim sistemin API’lerini veya yeni kütüphaneler kullanarak da bilgisayara hükmedebiliriz. Baktığınız zaman unix tabanlı işletim sistemleri C dili yazılmıştır. Araya karışan assembly parçacıklarını saymıyorum bile. Ardından compiler yani derleyiciler sayesinde programlama dili ile yazdığımız kodlar makinenin anlayabileceği kodlara dönüşür. Tabi ki Java ve C# gibi ortak bir platform kullanan ortamlarda biraz daha değişik bir mantık iş görmekte fakat sonuçta yine aynı kapıya çıkmaktadır.   Programlamaya ve bilgisayar kullanmaya başladığım ilk yıllar ise temel bir işletim sisteminden uzaktı. O zamanlar bilgisayarın ROM hafızasına yüklenmiş yorumlayıcılar mevcuttu. BASIC yani beginners all purpose symbolic instruction code kelimelerinin kısaltmasından oluşan bu yorumlayıcılar bazı komutları algılardı. O zamanlar bilgisayar kullanmaksa kod yazmaktan ibaretti. Kısacası 8 bitten 64 bite çok şeyler değişti. Çekirdek sayılarının artışını ve saat hızlarını saymıyorum bile.   Yazılım firmaları o zamanlarda vardı fakat ne yazık ki tüm firmaların o zaman ya yazılım ihtiyacı yoktu ya da bilgisayarın işlem gücü bunu yetersizdi. Şu anda sıradan akıllı cep telefonlarımızla bile çoğu şeyi  yapabilmekteyiz. Artan kapasiteler, 32gb depolama, işlemci gücü, hd görüntüler gibi.   Türkiye’nin bu zamana kadar en büyük lokomotif sektörü bana göre inşaattı şu anda baktığımızdaysa bilişim üst sıralara tırmanışı hızla devam etmektedir. Son zamanlarda kurulan teknoparklar ve girişimler bu tırmanışı hızlandırmaktadır. Tabi ki bir kısım firma ise bu rekabetin içinde kepenklerini kapatabilmekte.   Gelecek aylarda size başarılı süreçlerden bahsetmeyeceğim. Çok büyük örnek olabilecek bilişim sektöründe neden ve nasıl başarısız olunur bunu engellemek için neler yapabiliriz gibi bir kaç konuya değinmeyi düşünmekteyim. Bu sayede sektördeki girişimcilere veya girişimci olmak isteyenlere de küçük tüyolarda bulunacağım.  

T3 Dergisi Temmuz-Ağustos Yazım

    Mobil uygulamalar deyince aklımıza iOS, Android ve WP uygulamaları gelmektedir. Bir yazılım geliştirici olarak geçen ay mobil platformlardan bahsetmiştil. Bilmemiz gereken programlama dilleri listesi uzadıkça uzamaktadır. Bunun için mobil web arayüzü yapıp her platformda derlemek e kolay yollardan biridir. Fakat natve kodun gücü kesinlikle tartışılamaz. Uygulama geliştrimete geçmeden önce ortak kullanılabilecek araçlardan bahsetmek istiyorum. Bu sayede hem web mobil uygulamları hem de native uygulamaları gerçekleştirirken daha kolay  kodlama ypmanıza yarayaca sevisler ve araçlar bulabilirsiniz. Bunlardan biri bir türk firmasının ürünü olan Netmera backend servisleridir. Bu servisler iOS, Android, Windows Phone ve HTML 5 için destek vermektedir. Yeni olarak eklenen özelliklere bakarsak Windows 8’de bunlar arasına katılmış durumdadır. Push notification, Geo Location, Kullanıcı Yönetimi, Cloud veritabanı, medya içerikleri, full text arama gibi özellikleri öne çıkmaktadır. Tek kullanıcı kaydı ile katdettiğiniz verileri isterseniz tüm platformlarda aynen kullanabilirsiniz.   Aynı işi yapan ve  aynı içeriği ekleyen kodların dil yapısı farklılığı dışında aynı olduğudur. Sisteme kayıt olduktan sonra verilen api key ile bu işlemlerin hepsini yapabilir duruma gelmektesiniz. Cloud’da verilerinizi ve medyalarınızı saklayarakta büyük bir zahmetten kurtulmaktasınız. Netmera backend servisleri için www.netmera com adresini ziyaret edebilirsiniz. Bu özelliklerin sadece developerlar tarafından değil, aynı zamanda aplikasyon sahipleri tarafından kolay kullanılmasını sağlayacak web panelleri, hızla aksiyon almanızı kolaylaştırıyor. Böylece farklı çeşitteki aplikasyonların , içeriğin özgürce belirlendiği, alıcıların istedikleri gibi hedeflendiği notifikasyonlar göndermesi sağlanıyor. Berlin’de gerçekleştirilen Droidcon konferansındaki Hackatho esnasında Netmera’yı kullanan gruplar sadece 5 saat gibi kısa bir sürede çalışan app’ler üretebildirler.   Benzer işleri yapan birden fazla araç ve backend sevis sunan firma bulabilirsiniz. Microsoft’un Azure servisleri de bunlardan biridir. Artık her veriyi cloud’da saklamak en verimli ve güvenli yol olarak görünmektedir. Lokalde tutamayacağınız büyük miktardaki veriler için sunucu kiralamaktansa bir cloud servisi ile çalışmak daha ekonomik bir seçenek olmaktadır.   Artık cihazların işlemci güçleri ve ramleri ile ilgili neredeyse çoğu sorun çözülmektedir. Geriye bunları etkin kullanmak için yapacağımız çalışmalar kalmaktadır.   Kullanacağımız programlama dillerini iyi bilmek ve buna göre bir platformdan başlamaksa olaylara geniş perspektiften bakmamızı sağlar. Peki programlama idli ne demektir; Programlama dili, yazılımcının bilgisayara bir işlemi yaptırmak için kullandığı belli söz dizimine sahip kodlardır. Yaptırmak istenen her işlem bir algoritmayı sağlamaktadır. 100’den fazla programlama dili bulunmaktadır. Bunlar C,C++, Java,VB,Delphi,Cobol,Ada,BASIC gibi dillerdir.   İsterseniz öncelikle mobile platformlarda kullanabileceğimiz programlama dillerini tanıyalım.   Java programlama dili; Sun Microsystem tarafından geliştirilmiş olup şu anda Oracle ile ortak durumdadırlar. Java Virtual Machine ile platform bağımsız uygulamalar sloganı ile yola çıkmıştır. Javan’nın ilk sürümü 1995 yılında çıkmıştır. Sözdizimi olarak C/C++ dili ailesine benzer. En popüler geliştirme araçları Eclipse ve Netbeans’dir.  Java dili GPL lisansı ile açık kodlu olarak sunulmaktadır. Android geliştirme için gereklidir.   C# programlama dili; Microsoft tarafından .NET platformu için geliştirilmiş bir dildir. dotNET’in resmi dili olup mobil, web ve desktop uygulamlarında da aynı dili kullanabilirsiniz. Sözdizimi olarak C/C++ dili ailesine benzer. Resmi geliştirme aracı Visual Studio’dur. Şu anda en son sürümü Visual Studio 2013’tür. Windows Phone 8 geliştirme ve Windows 8 geliştirme için gereklidir.   Objective C programlama dili; 1980’lerde Brad Cox tarafından geliştirilmiştir. Günümüzde Mac OS X ve GNUstep sistemlerinde kullanılmaktadır. Cocoa çatısının üzerine kurulmuştur. C diline takındır. Aslında C programlama diline Smalltalk tarzı mesajlaşma ekler. iOS uygulamaları geliştirmek için kullanacağımız dildir.   Gördüğünüz gibi bu tarz programlama dillerini bilmek mobil uygulama eliştirme açısından önemlidir. Bu ay köşemizde mobil uygulama geliştirme konusunda kullanılabilecek bazı araçları ve dilleri tanımladık. Bu dillerden birine odaklanmak yeni başlayan bir mobil uygulama geliştirici veya amatör geliştirici açısından çok daha verimli olacaktır. Gelecek ay yeni bir konuyla görüşmek üzere.